22 Ocak 2018 Pazartesi

Gürültü Kirliliği Nedir? Nedenleri ve Sonuçları Nelerdir? Gürültü Kirliliği Nasıl Önlenir?

gürültü kirliliği nedenleri

İnsanlar üzerinde olumsuz şekilde etki yapan ve hoşa gitmeyen seslere gürültü denmektedir. Rahatsız edici bu seslerin sonucu olarak gürültü kirliliği meydana gelmektedir.

Özellikle büyük şehirlerde ses yoğunluğu oldukça yüksek seviyededir.  Kentlerin gürültüsünü artıran nedenlerin başında trafik yoğunluğu, sürücülerin gereksiz yere korna çalması ve kentte bulunan sanayi bölgelerinden çıkan gürültüler gelmektedir. 

Meskenlerde ise müzik aletleri ve televizyonlardan çıkan yüksek sesler, yanlış zamanda yapılan bakım onarımlar, iş yerlerinden meydana gelen gürültüler gürültü kirliliğine neden olmakta ve çevrede yaşayanların işitme sağlığını kötü bir şekilde etkilemekte, psikolojik dengesini bozmakta ve de iş verimliliğini azaltmaktadır.

Gürültü Kirliliği dünya üzerindeki canlı yaşamı üzerinde olumsuz fizyolojik ve psikolojik sorunlar oluşturan sesler olarak tanımlanmaktadır. Gürültü kirliliğinin en yaygın nedenlerinden biri de şehirlerde özellikle motorlu araçların sebep olduğu gürültü kirliliğidir.

Gürültü Kirliliğinin Nedenleri Nelerdir?

  • Sanayileşme
  • Ekonomik yetersizlikler
  • Hızlı nüfus artışı
  • Plansız kentleşme
  • Gürültü kirliliği hakkında insanlara yeterli eğitimin verilmemiş olması gürültü kirliliğinin nedenleri olarak sayılabilir.


gürültü kirliliği nasıl önlenir

Gürültü Kirliliğinin Zararları Nelerdir?

  • İnsanlar üzerinde geçici ya da sürekli işitme kayıplarına neden olmaktadır.
  • Gürültü kirliliği kan basıncının artması, çeşitli dolaşım bozuklukları, solunumda hızlanma gibi çeşitli fizyolojik etkilere neden olmaktadır.
  • Gürültü kirliliği insanlarda aşırı sinirlilik ve stres gibi olumsuz sorunlara neden olabilmektedir.
  • İnsanlarda iş verimliliğinin düşmesine, hareketlerin yavaşlamasına ve konsantrasyon bozukluğuna neden olmaktadır.

Gürültü Kirliliği Nasıl Önlenir?

  • Çevredeki insanları rahatsız edecek seviyede gereksiz ses ve gürültülerden kaçınılmalıdır.
  • İşyerleri, kafeler ya da gürültülü ortamlardaki gürültünün dışarı çıkmasını engellemek için ses yalıtımının yapılması gerekmektedir.
  • Gürültü kirliliğinin önlenmesi için sanayi bölgelerinin yerleşim yerlerinden uzak noktalara kurulması sağlanmalıdır.
  • Motorlu taşıt kullanan sürücülerin gereksiz yere korna çalmamaları için eğitimler verilmelidir.

Devamını Oku »

5 Ocak 2018 Cuma

Çevre Sorunları Nelerdir? Çözümleri Nelerdir?

çevre sorunları nelerdir

Çevre Sorunları


Doğada var olan canlı varlıklar hep birlikte uyum içinde yaşamlarını sürdürmekte ve bu alana çevre denmektedir. Doğadaki tüm canlılar çevresindeki diğer varlıklar ile uyum içinde yaşamlarını devam ettirirler. Doğadaki tüm bitkiler, hayvanlar ve mikroskobik canlılar uyum içinde yaşarlar. Çevreyi meydana getiren canlı halkalarından birinin yok olması, diğer canlıların olumsuz yönde etkilenmesine ve bunun sonucunda çevre sorununa neden olmaktadır.

Hızla artmakta olan dünya nüfusu, verimin artırılması amacıyla kullanılan tarım ilaçları, yapay gübreler, sanayileşme, çarpık kentleşme, nükleer denemeler ve deterjan türevi kimyasal maddelerin kullanımı çevre kirliliğine sebep olarak çevre sorunlarına neden olmuştur. Bunun sonucunda kirli hale gelen toprak, su ve hava canlıların yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir.


Genel olarak çevre sorunları insanlar, hayvanlar ve bitkilerin yaşadıkları ortamın doğal yapısına zarar vermektedir. Bu tahribatın hızı hayatın yoğun olduğu alanlarda hızlı, yaşamın ve yerleşimin olduğu bölgelerde daha yavaş olmaktadır. Bozulan bu doğal çevre sonucu, bu ortamda yaşayan tüm canlıların yaşamları negatif yönde etkilenmektedir. İnsanlar daha ferah yaşam koşullarını kendilerine sağlamak için çevreye zarar vererek çevre sorununa neden olmaktadırlar.


Çevre Sorunlarının Çözümleri

  • Çevre denetim ve yönetim sistemlerinin etkili ve sistematik bir şekilde kurulması gerekmektedir.
  • Çevre sorunları çözümünde sivil toplum örgütleriyle temas kurulmalı ve ortak çözüm planları yapılmalıdır.
  • Çarpık kentleşmeyi engellemek için şehirlerin imar planları sistemli olarak çevresel durumlar göz önüne alınarak gerçekleştirilmelidir.
  • Şehir içerisindeki mevcut yeşil alanlar artırılmalı ve böylece şehirlerin nefes alması sağlanmalıdır.
  • Sanayileşme düzenli bir şekilde planlanmalı ve mutlaka şehirlerden uzakta kurulmalıdır.
  • Çevre sorunları çözümü için entegre atık çalışmaları geliştirilerek atıklar minimum miktara indirgenmelidir.
  • Enerji üretimi için yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımlar yapılmalıdır.


Devamını Oku »

3 Ocak 2018 Çarşamba

Çevre Kirliliği Nedir? Nedenleri ve Sonuçları Nelerdir?

çevre kirliliğinin nedenleri

Ekosistemin doğal dengesini bozan ekolojik zararlara çevre kirliliği denir. Çevre kirliliğinin asıl sebebi insanlardır. Hava kirliliği, toprak kirliliği, su kirliliği, görüntü kirliliği, gürültü kirliliği de çevre kirliliğinin arasında yer almaktadır.

Çevre kirliliği farklı kaynaklardan çıkan katı, sıvı ve gaz halinde olan kirletici maddelerin doğada birikmesi halinde meydana gelmektedir. Çevre kirliliği, dünyadaki bütün canlıların yaşam sağlığını etkilemektedir.

Maddelerin yapısal niteliklerini bozan yabancı maddelerin su, hava ve toprağa karışmasına çevre kirliliği denir. Bu durum insanlar ve diğer canlılar açısından oldukça kötü bir durumdur.     

Çevre Kirliliğinin Nedenleri Nelerdir?

  • Fabrika ve sanayi tesislerinin bacalarından doğaya salınan filtrelenmemiş gazlar ve bu tesislerin atıkları,
  • Toprağa ve su kaynaklarına karışan kimyasal maddeler,
  • Verimli ürün elde edebilmek için bilinçsizce kullanılan gübreler ve tarım ilaçları,
  • Isınmada ve ulaşımda kullanılan kömür ve türevi yakıtlardan çıkan zararlı gazlar,
  • Doğaya atılan plastik maddeler ve çöpler,
  • Ayrıca parfüm ve deodorantların içerdiği gazlar çevre kirliliğinin nedenleri arasındadır.
çevre kirliliğinin önlenmesi

Çevre Kirliliğinin Sonuçları Nelerdir?

  • Sahip olduğumuz su kaynakları gün geçtikçe azalmaktadır.
  • Erozyonlar meydana gelerek toprağın verimi düşmektedir.
  • Dünya iklimi değişikliğine uğramaktadır. Buna küresel ısınma denmektedir.
  • Ekosistemin dengesi bozulmaktadır.
  • Yeryüzünün coğrafyası her geçen gün değişmektedir.
  • Ayrıca canlı çeşitliliğinin azalması çevre kirliliğinin sonuçlarındandır.

Çevre Kirliliğini Önlemek İçin Yapılması Gerekenler

  • Sanayi bölgelerinden çevreye zarar vermemek için gereken tedbirlerin alınması gerekmektedir.
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması gerekmektedir.
  • Doğada bulunan çeşitli canlı nesillerinin devamlılığının sağlanması gerekmektedir.
  • Bilinçli tarım yapılması konusunda çiftçiler bilgilendirilmelidir.
  • Ormanların yok edilmesi engellenmeli ve yeni orman alanları oluşturulmalıdır.
  • Su kaynaklarının kirletilmesi engellenmelidir.
  • Ayrıca çevre kirliliğinin önlenmesi için okullarda eğitim verilmeli ve yerel halk bu konuda bilgilendirilmelidir.



Devamını Oku »

1 Ocak 2018 Pazartesi

İncirin Faydaları Nelerdir?

incirin faydaları

Beyaz incir demir, magnezyum, kalsiyum ve K vitamini deposudur. İçerdiği yüksek lif değeri sayesinde hem sindirim sistemini düzenlemekte hem de tokluk hissi vermektedir. Hücrelerin yenilenmesinden kemiklerin güçlenmesine kadar vücut sistemini düzenleyen mucizevi bir meyvedir. Ayrıca 50 kalori gibi oldukça düşük miktarda kalori değerine sahip olan incir, diyet ve kilo kontrolü yapan kişiler için iyi bir alternatiftir. 100 gram beyaz incirdeki kalori 74kcal, toplam yağ miktarı ise 0,3 gramdır.


İncirin Faydaları

  • Beyaz incir yüksek lif içeriğine sahiptir ve vücudu tok tutar. Bu sayede kilo vermeyi kolaylaştırır. 
  • Beyaz incir içeriğindeki potasyum miktarı ile kan basıncını ve tansiyonu dengeleme özelliğine sahip bir meyvedir. 
  • Hücrelerin yenilenmesinde oldukça etkin rol oynayan beyaz incir, yüksek değerde vitamin ve mineraller içermektedir. 
  • Beyaz incir fosfor kaynağı olması sebebiyle kemiklerin ve dişlerin güçlenmesini sağlamaktadır. 
  • Günde tüketilen bir adet incir bir insanın günlük demir ihtiyacını fazlasıyla karşılamaktadır. 


Beyaz İncir ile Yapılabilen Tedaviler 

Akne(Sivilce): Akne tedavilerinde oldukça sık kullanılan beyaz incir yüze parlaklık da vermektedir. Ezilmiş beyaz inciri sivilceli bölgenin üzerine sürüp, 15-20 dakika bekledikten sonra ılık su ile temizlendiğinde farkı göreceksiniz.
Boğaz Ağrısı: İki adet kurutulmuş inciri sıcak suya atın ardından üzerine 2 çağ kaşığı bal ekleyin. Bu beyaz incir çayı boğaz ağrınıza iyi gelecektir.
Ağız Yaraları: Beyaz incir yaprağı ile ağız yaraları tedavi edilmektedir. Ayrıca beyaz incir ağızdaki kötü kokuları da yok etmektedir. Bunun için 3 adet beyaz incir yaprağını ağzınızda sakız gibi çiğnemeniz yeterli olacaktır.

Devamını Oku »

9 Nisan 2017 Pazar

Mezopotamyada Kurulan Uygarlıklar

uygarlık

Babiller

  • Mezopotamya’da Babil şehri etrafında kurulmuştur.
  • Sümer ve Akad topraklarının kapsayan bir imparatorluktur.
  • Kökenleri Sami ırkındandır.
  • Babillerin çok tanrılı inançları vardır.
  • En güçlü dönemleri Hammurabi ‘nin dönemleridir.
  • Babil Asma Bahçeleri dünyanın yedi harikasından biridir. M.Ö. 7.yüzyılda Babil Kralı Nebukad nezar tarafından yaptırılmıştır.
  • Hammurabi Sümer Kanunlarını geliştirerek uygulamıştır.
  • Babiller Persler tarafından yıkılmışlardır.


Elamlar

  • Akadlar ve Sümerler ile devamlı savaş ve mücadele içinde olmuşlardır.
  • M.Ö 3000-M.Ö. 640 yılları arasında Mezopotamya’da İran’da varlık göstermişlerdir.
  • Başkenti Sus şehridir.
  • Ekonomileri tarıma dayalıdır.
  • Elamlar daha çok güzel sanatlar, madencilik ve süsleme alanında gelişme göstermişlerdir.
  • Elamlar çok tanrılı bir inanca sahiplerdir.
  • Sümerlerin egemenliğine son veren Elamlardır.
  • Elamlar Asurlular tarafından yıkılmıştır.


Asurlular

  • Başkenti Ninova şehridir.
  • Kuzey Irak’ta kurulmuş Sami kökenli bir uygarlıktır.
  • Mutlak Monarşiyle yönetilmiştir.
  • Doğu-Batı arasındaki ticaretten yararlanan Asurlular, gelişmiş ve topraklarını genişletmişlerdir.
  • Anadolu’ya yazıyı getiren uygarlıktır.


Akadlar

  • Tarihin ilk imparatorluğu Akadlardır.
  • Akadların kurucusu Kral Sargon‘dur.
  • Sami kökenli bir topluluktur.
  • Sümerlerin kültürünü benimsemişlerdir.
  • Zafer anıtını inşa edenlerdir.
  • Akadlar çok tanrılı bir inanca sahiplerdir.
  • Mezopotamya’daki medeni gelişimin öncüsü olmuşlardır.
  • Bölgenin merkezi bir idareye geçmesi ilk kez Akadlar’da görülmüştür ki bu da güçlü bir merkezi otorite sağladıklarının göstergesidir.
  • Akadlar’ı Sümerler yıkmıştır.

Devamını Oku »

31 Aralık 2016 Cumartesi

MS (Emes) Hastalığı Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Halk arasında MS hastalığı (emes hastalığı) olarak bilinen Multiple Skleroz hastalığı, komutları ileten sinir tellerinin etrafındaki koruyucu role sahip miyelin kılıfının hasar görmesi sonucu görülen hastalıktır. Miyelin tabakasının fiziki olarak tahribatı sonunda beyinden gelen mesajlar yavaş iletilir ya da iletilemez.

MS hastalığı (emes hastalığı) kaslarda güçsüzlük, dengesizlik, kısmi felç, görme ve konuşma bozuklukları gibi çeşitli belirtilerle ortaya çıkan bir hastalıktır. Dünyada 2 milyona yakın insan MS hastasıdır. Sıcak iklimlere sahip ülkelerde emes hastalığına az, nemli iklimlere sahip olan ülkelerde MS hastalığına daha çok rastlanmaktadır. Ekvator kuşağında ise neredeyse hiç rastlanmaz.

Çoklu skleroz olarak da bilinen MS hastalığı sinir sisteminin kronik hastalıklarındandır. MS hastalığı beyin ve omurilik hastalığı olarak da bilinmektedir. MS hastalığı insanda beynin görme, yürüme ve konuşma fonksiyonları üzerindeki kontrolünü yitirir.

Emes hastalığı erkeklerden daha çok kadınlarda, siyahîlerden çok beyaz olanlarda ve ailesinde ms hastalığı geçirmiş olanlarda görülmektedir.

Vücutta merkezi sinir sistemi sinirler boyunca, vücudun çeşitli bölgelerine elektriksel mesaj ileten bir telefon santrali gibidir. Gönderilen bu mesajlar bilinçli veya bilinçsiz bütün hareketleri kontrol altına almaktadır. Emes hastalığı da gönderilen bu mesajların düzgün bir şekilde algılanmasına engel olur.

Emes hastalığı belirtileri ne yazık ki hemen etkisini göstermez, başlangıçta çok hafif belirtileri vardır. MS hastası hiçbir şekilde hastalığının farkına varmaz. Bu yüzden Emes hastalığına sahip bir kişi doktora gittiğinde hastalık ilerlemiş olarak teşhisi konur.

Devamını Oku »

24 Aralık 2016 Cumartesi

Mineral Nedir? Minerallerin Görevleri ve Özellikleri Nelerdir?

Mineral, yer kabuğundan kimyasal bir bütün halinde homojen olarak ortaya çıkan inorganik maddelere verilen isimdir. Genel olarak bir minerali tanımlamak ve onu diğerlerinden ayırmak zordur. Bunun için mineralin mikroskop ile detaylı gözlemlenmesi gerekmektedir. 
Mineraller vücudun %4’lük bölümünü oluşturmaktadır. Mineraller sağlıklı sinir işlevlerinin sürdürülmesinde, vücut sıvılarının dengelenmesinde, kan ve kemiklerin oluşumunda önemli rol oynarlar. Ayrıca mineraller kan basıncında, kalp ritminde, üremede oldukça önemli rol oynamaktadır.
Doğada 2500 değişik mineral olduğu bilinmektedir. Minerallerin sertliği, diğer minerallerin hangilerini çizebildiğiyle ölçülmektedir. Her mineral kendisinden daha yumuşak olan minerali çizer. En yumuşak mineral talk (pudra), en sert mineral ise elmastır. Minerallerin parlaklığı ise ışığı yansıtmasına göre metalik, sedefli, mumlu veya saydam olabilir.

minerallerin görevleri

Minerallerin Özellikleri


Mineral doğal şekilde homojen oluşan, belirli bir kimyasal bileşime sahip inorganik kristalleşmiş katı bir cisimdir ve minerallerin özelliklerini şöyledir:
  • Doğal olarak oluşurlar.
  • Doğada katı bir biçimde yer almaktadırlar. 
  • Herhangi bir parçası bütününün özelliklerini taşımaktadır.
  • Belirli bir kimyasal formüle sahiptir.
  • Mineralleri kimyasal yollar ile elde etmek mümkündür.
  • Mineraller inorganik olan maddelerdir. 
  • Minerallerin kristal hale gelmiş dış yapıları düzgün geometrik yapıdadır.

Minerallerin Görevleri

  • Sağlıklı kemik ve diş yapısı için çok önemlidirler.
  • Kalbin düzenli çalışmasını sağlarlar.
  • Vücuttaki su dengesinin korunmasını sağlarlar.
  • Sinir ve dolaşım sistemi için çok önemli yardımcıdırlar.
  • Hücre gelişimi ve yenilenmesinde görev yaparlar.
  • Vücuttaki bütün organların görevlerini düzenli bir şekilde yerine getirmelerinde doğrudan etki ederler.
  • Vitaminlerle beraber çalışarak diğer besin maddelerinin faydalı bir şekilde kullanılmasına yardım ederler.

Devamını Oku »

Jeotermal Enerji Nedir? Nasıl Oluşur?

Enerji kaynakları, yenilenemeyen enerji kaynakları (petrol, doğalgaz, kömür ve nükleer enerji) ve yenilenebilen enerji kaynakları (güneş, rüzgâr, jeotermal enerji, hidrojen, gelgit ve dalga enerjisi) şeklinde sınıflandırılmaktadır. Dünya’da enerji ihtiyacı için büyük ölçüde yenilenemeyen enerji kaynaklarının kullanılıyor olması çevre sorunlarını önemli miktarda artırmıştır. Bu sebeple çevresel etkileri az olan yenilenebilen enerji kaynaklarına yönelme her bakımdan daha avantajlı olmaktadır.

Jeotermal enerji yer kabuğunun farklı derinlikteki bölgelerinde birikmiş ısının oluşturduğu, sıcaklığı sürekli 200 C'den fazla olan, etrafındaki yer altı ve yer üstü sularına oranla daha fazla miktarda erimiş mineral, çeşitli gazlar ve tuzlar içerebilen sıcak su ve buhar olarak tanımlanabilir.

yenilebilir enerji kaynakları

Jeotermal Enerji Nasıl Oluşur?


Yağmur ve kar şeklinde yeryüzüne ulaşan sular, yer kabuğunda bulunan çatlaklardan sızarak magmanın ısıttığı kayalara ulaşır ve kızgın kayalara ulaşan su ısınır.

Isınan su ise dünyanın çeşitli bölgelerinde volkanlar ve gayzerler şeklinde ortaya çıkar. Yeryüzüne çıkan bu suyun sıcaklığı genelde 150 santigrat derecedir.

Yer altından çıkan bu sıcak su ise bazı buhar türbinleri yardımı ile elektrik enerjisine dönüştürülmekte ve bu duruma jeotermal enerji denilmektedir.


Jeotermal Enerjinin Kullanım Alanları Nelerdir?


  • Temiz ve içilebilir su elde etmek için,
  • Elektrik üretimi için,
  • Kereste, odun ve balık gibi ürün ve yiyeceklerin kurutulması için,
  • Şeker ve tuz üretiminde,
  • Alüminyum elde etmek için,
  • Konserve sektöründe yiyeceklerin hızlı bir şekilde kurutulması için,
  • Çimento kurutulması için,
  • Tarım alanında seraların ısıtılması için,
  • Kaplıca tedavileri için jeotermal enerji kullanılmaktadır.

Devamını Oku »